Felsefe Eğitimi: Bir Yaşantının Peşinde

Felsefe, soruları ve bu sorulara verdiği cevaplarla kendi içinde bir birlik ve tutarlılık değil, aksine çokluk ve tutarsızlık gösterir. Gündelik hayatta doğrudan bir karşılığı olmadığı gibi, kimi filozofların deyişlerine bakacak olursak, gündelik hayatın bittiği yerde başlayan, gündelik olmayanı...

Full description

Saved in:
Bibliographic Details
Main Author: Vefa TAŞDELEN
Format: Article
Language:English
Published: Ankara University 2007-10-01
Series:Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi
Subjects:
Online Access:http://dergipark.gov.tr/auebfd/issue/38396/445308?publisher=ankara
Tags: Add Tag
No Tags, Be the first to tag this record!
Description
Summary:Felsefe, soruları ve bu sorulara verdiği cevaplarla kendi içinde bir birlik ve tutarlılık değil, aksine çokluk ve tutarsızlık gösterir. Gündelik hayatta doğrudan bir karşılığı olmadığı gibi, kimi filozofların deyişlerine bakacak olursak, gündelik hayatın bittiği yerde başlayan, gündelik olmayanı araştıran, şeylerin özüne ve esasına ulaşmayı amaçlayan bir etkinlik durumundadır. Bu makalede sorulan temel sorular şunlardır: Düzenli bilgiden yoksun, soruları bile çözümsüz olan bir “etkinliğin”, bir “bilgelik sevgisinin” öğretimi yapılabilir mi? Felsefe bir bilim midir ki eğitimi yapılabilsin? Bir meslek midir ki öğretimi olsun? Felsefe eğitimi, bir eğitim biçimi olarak, kişide hangi davranış değişikliklerini amaçlar? Dahası, felsefenin soruları mı öğretilmeli, yoksa cevapları mı? Eğer cevapları öğretilecekse, kimin, hangi filozofun cevapları öğretilmeli? Bu ve benzeri sorulardan hareket eden bu makale, felsefe eğitiminin temel sorunları üzerinden giderek bu eğitim biçiminin olanağını, bir “bilim” ve “meslek öğretimi” olarak yapılmasında değil, kişide felsefi merakı uyandırmasında, felsefeyi varoluşla ilişkilendirmesinde, bu şekilde felsefi yaşantıyı başlatmasında ve geliştirmesinde bulur. Bu eğitim sürecini de, felsefi metinlerle iletişime geçme, onları okuma, anlama, yorumlama ve ifade etme açısından hermeneutik bir süreç olarak görür; felsefe öğrenimini “felsefe yapmanın öğrenilmesi”, felsefe öğretimini de “felsefe yapmanın öğretilmesi” olarak öne çıkarır. Böylece, felsefe eğitimi, felsefeyi bireyde “anlamı” ve “karşılığı olan” bir etkinlik haline getirir. Bu eğitim ve öğretim yaşantısı, makale içinde, “felsefenin kişide karşılığını kurma süreci” olarak adlandırılır. Bu anlamda felsefe eğitimi, belli zaman ve mekanla sınırlı resmi bir öğretim süreci olmanın dışına taşar, kişide anlamı ve karşılığı olan içtenlikli bir yaşantı haline gelir
ISSN:1301-3718
2458-8342