Rükneddin es-Semerkandî’nin (ö. 701/1301) Risâle fî ḥaḳîḳati’l-ʿâlemi’l-kebîr ve’s-ṣağîr Adlı Eseri: İnceleme ve Tahkîk

Bu çalışma, Rükneddin Ubeydullah b. Muhammed es-Semerkandî'nin (öl. 701/1301) "Risâle fî ḥaḳîḳati’l-‘âlemi’l-kebîr ve’s-ṣağîr/Büyük ve Küçük Âlemin Hakikati Hakkında Bir Risâle" adlı eserini tahkîk etmeyi, müellifin hayatı ve eserin içeriğini incelemeyi amaçla...

Full description

Saved in:
Bibliographic Details
Main Author: Mustafa Vacid Ağaoğlu
Format: Article
Language:English
Published: Cumhuriyet University 2024-12-01
Series:Cumhuriyet İlahiyat Dergisi
Online Access:https://dergipark.org.tr/tr/doi/10.18505/cuid.1521824
Tags: Add Tag
No Tags, Be the first to tag this record!
Description
Summary:Bu çalışma, Rükneddin Ubeydullah b. Muhammed es-Semerkandî'nin (öl. 701/1301) "Risâle fî ḥaḳîḳati’l-‘âlemi’l-kebîr ve’s-ṣağîr/Büyük ve Küçük Âlemin Hakikati Hakkında Bir Risâle" adlı eserini tahkîk etmeyi, müellifin hayatı ve eserin içeriğini incelemeyi amaçlamaktadır. Rükneddin es-Semerkandî'nin müteahhir/geç dönem Mâtürîdî ve Hanefî âlimlerinden biri olduğu; kelâm, tasavvuf, tefsir, fıkıh usulü, hadis ve diğer alanlardaki eserleriyle İslâm medeniyeti tarihinde belirgin izler bıraktığı belirtilmelidir. Semerkandî'nin eserlerinde de görüldüğü gibi o, sûfî kelâmcılardan veya kelâmcı sûfîlerinden biridir. Üslubu, kelâm, tasavvuf ve - zaman zaman geniş anlamıyla - felsefe ile karışık olan bir sentezdir. Bu da şaşırtıcı bir şey değildir. Zira Semerkandî, ilimlerin iç içe geçtiği ve kelâm ile tasavvufun felsefe boyasıyla boyandığı (Gazâlî (öl. 505/1111) ve Fahreddin er-Râzî (öl. 606/1210) sonrası) bir dönemde yaşamıştır. Elimizdeki risâlesi aracılığıyla, Rükneddin es-Semerkandî'nin kelâmcı ve mutasavvıf olmasının yanı sıra felsefeden de etkilendiğini görüyoruz. Zira insan ile büyük âlem arasındaki benzetme veya insan ve âlem arasında bir bağ kurma meselesi, kökleri eski felsefelere dayanan eski bir bakış açısıdır; daha sonra İslâm felsefesi ve İslâm düşüncesi bütünüyle bu felsefî perspektiften etkilenmiş ve insanı küçük bir âlem olarak görmüşlerdir. Rükneddin es-Semerkandî, insanı küçük bir âlem olarak veya kendi ifadesiyle büyük âlemin fihristi olarak gören Müslüman düşünürler veya âlimlerden biridir. Görünüşe göre, müellif bu konuya özel bir ilgi göstermiş ve bu nedenle bu konuda müstakil bir risâle yazmıştır. Söz konusu risâlesini, girişten sonra on iki kısa ve öz bölüm halinde kaleme almıştır. Müellif eserinde, büyük âlem ve küçük âlemin yaratılma amacına - ki bu risâlesini yazma hedefidir - değinmiştir. Ayrıca âlemlerin kısımları, dört kavram "duyu, akıl, kalp ve ruh" ve ruhun en yüce ve en erdemli olduğu, "Allah, Âdem'i kendi suretinde yarattı" hadisinin anlamı, insan ruhunun en üstün/erdemli varlık olduğu, bir mürebbî şeyhin/eğiten hocanın bilmesi gereken ilimler, eğiten hocası olmayan birinin ne yapması gerektiği gibi tasavvufî konuları ele almış; Allah'ın sıfatlarının kısımları, insan, cin ve melek gibi diğer kelamî konuları da işlemiştir. Müellif, risâlesinde konu bağlamında ayetleri ve hadisleri aktarma ve âlimlerin sözlerini nakletme yöntemini izleyerek kendi görüş veya ifadesini belirtmektedir. Müellif genellikle Cüneyd-i Bağdâdî (öl. 297/909) ve Hakîm et-Tirmizî (öl. 320/932) gibi sûfî âlimlerden alıntı yapar, bu da ilmî kaynaklarının - en azından ilgili risâlesi bağlamında - sûfî eserler ve âlimler olduğunu yansıtır. Bu çalışmanın önemi, söz konusu risâlenin ilk kez tahkîk ve incelenmesi yapılıp, risâlenin hâlâ kütüphanelerde el yazması olarak bulunmasında yatmaktadır. Araştırmamız neticesinde, Türkiye kütüphanelerinde bulunan toplam sekiz nüsha tespit edilmiştir. Şöyle ki, Bursa İnebey Yazma Eser Kütüphanesi, Ulucami 1674/2, vr. 17-25; Bursa İnebey Yazma Eser Kütüphanesi, Ulucami 1695/15, vr. 226-231; Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, Hekimoğlu Ali Paşa 933/16, vr. 108-111; Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, Esad Efendi 1695/14, vr. 84-86; Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, Hacı Beşir Ağa 387/6, vr. 121-131; Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, Laleli 168/4, vr. 87-92; Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, Muğlalı Hoca Mustafa Efendi 109/6, vr. 30-33 ve Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, Sütlüce Dergahı 117-4, vr. 94-99. Tarihsel olarak en eski ve müellifin ölüm tarihine en yakın olanı (Bursa/ Ulucami 1674/2) ana nüsha olarak tayin edildi; ayrıca iki nüsha ana nüshayla karşılaştırılarak/mukayese edilerek incelenmiştir.
ISSN:2528-987X